27 Eylül 2010 Pazartesi
Aşk Mümkün müdür Hala? / Bar Filozofu
Günümüzde aşk nedir? Artık insanlar tanıyorum “Ben aşka inanmıyorum!” diyen. Ben ne zaman bu insanlara “Sana aşığım.” demeyi planlayacak kadar hayalperest oldum? Haklılar mı diye düşünüyorum bazen 21. yy’da bir efsane aşk doğar mı? Ya da her yerde var kendi şanssızlığımıza kızgın olduğumuzdan dolayı mı bu kadar körüz bilemiyorum. Fakat gözlerimdeki gerçek şu ki insanlar bu kadar bencilken aşk falan olmaz, olamaz. Herkes yolculuk yaptığı yolda yanına arkadaş arıyor ve düşünceleri şu oluyor “Ben ne değişeceğim birisi için, o değişsin.”. Ben karakterimden ödün vermeyi göze almıştım bir kez, dedim ki ona “Ben seni tanıyana kadar yoluma arkadaş arardım, ben senin için yolumu değiştirebilirim.” O zamanlar hoştu bunlar, kabul etti. Bir zaman sonra arızalar çıktı, eskisi gibi güzel ve düzgün değildi yollar sürekli bir engel vardı. Bir gün geldi ben bu kadar şeyi göze almışken bana pürüzler çıkartan yoluna eşlik ettiğim insan beni bitkin yakaladı ve bir pürüz daha çıkarttı, bu kadar şeyden sonra hala kızıyorum ki bu soruna biraz argo dille “motor(!) su kaynattı.” diyebilirim. Bense artık buna dayanamadım ve veda ettim, sırtımı döndüm ilerledim bir adım, sonra bir adım daha gittim.. bana bir an olsun nereye demedi bu vefasızlığa ben dayanamadım döndüm baktım iyi misin diye. Mutlu olduğunu söyledi, bende devam ettim. Çok acımasız değil mi bu, hayatımın merkezinden gittikçe uzaklaşıyorum sanki ben aciz birisiydim o olmayınca ne yapacağımı bilemedim ve boşluğa düşüverdim işte. Sonra zaman geçti ve bir zamanlar neler dediğin insanla tek kelime etmiyorsun, bir daha karşına bile çıkmıyor. İyide benim başka bir hayatım yok ki? Sorarım size aşk mümkün müdür hala?
Gönül Durağı / Bar Filozofu
Birgün telefonum çaldı, arkadaşımın bir yerde beklemesi gerekiyormuş ve tek başına sıkıcıymış, evi en yakın olan benmişim. Peki dedim gelebilirim, beklediğimiz yerin önünde bakım nedeniyle kapatılmış yolun üzerinden geçen durak var. Bu durakta hala insanlar bekliyordu ama otobüs gelmiyordu, merak ettim yüz ifadelerini inceliyorum umutsuzluk ve komedi arasında dönüp dolaşıyorlar, birden aklıma geldi bende onlardan farklı değilim bir durak önünde günler, aylar hatta yıllardır bekliyorum. Acaba benimde suratım öyle komik gözüküyor muydu? Sonra buna dayanamadım o insanlara durağın kapalı olduğunu, arabaların bir aşağıdaki duraktan geçtiğini söyledim. Hepsinden karşılığında güleryüz ve iyi dilek aldım. Bu benim çok hoşuma gitmişti, bu işi günün boş kaldığım anlarında sürekli tekrarlıyordum oranın yerel kahramanı gibi bişey olmuştum ben. Ama hala benim beklediğim duraktaki ayak ağrıları konuyu dağıtıyordu hemen, mutluluğu dağıtıyordu! Öyle bir duraktı ki benim beklediğim; yol çok işlekti, baya geçeni.. geleni gideni vardı fakat benim ihtiyacım olan hiç gelmedi. Günler, aylar oldu yok.. bir gün dayanamadım yetkilileri aradım bana şunu dedile; "Senin beklediğin oralardan geçmez,istersen aktarmalı dene.." o an şaşırdım ve anladım. Anlamıştım beklediğim yerin gönül durağı olduğunu, beklediğimin senin gibi yollardan aciz bir kalpsiz olduğunu, anlamıştım işte şaşırıyordum ya bacak ağrısı neden bu kadar mutsuz ediyor insanı diye onun kalp ağrısı olduğunu! ve anlamıştım bu dünyada durakta boş yere bekleyen insanları uyarmayı kendine kutsal görev edinen tek sorunlunun ben olduğumu!
Okursan Ölürsün / Bar Filozofu
Merhaba, tabi ki bu yazıyı okuduktan sonra ölmeyeceksiniz. Ama yazar olmayı amaçlayan bir kişinin okurları selamladığı, onlardan yazdıklarına bir şans verilmesini isteyeceği metnin başlığı biraz ilgi çekici olmalıydı. Ben "okursan ölür müsün" derim fakat böyle bir başlıkla fazla kişiye ulaşamayacağımı düşündüm ve belkide şuan "okursan ölürsün" seni benim yazımın başında tutuyor. Oldu ki hayattan bezmiş ve başlıktaki vaatle girdiyseniz yazıya sizi öldüremem kusura bakmayın yazar olucam ben fakat yardımcı olurum elimden geldiği kadarıyla. Benim işim bu, insanların sıkıntısını dinlemek yardımcı olmak, sizde kendinizi zaman zaman bar filozofu hissetmez misiniz? hatta çoğu insanımız bar filozofu değil midir? bir dostunuz size saatlerce sıkıntısını anlatır sizde bıkmadan dinlersiniz ona bazen etkili alıntılar yaparsınız bazen siz daha tecrübelisinizdir ona biraz bilmiş havayla öğütler verirsiniz, bazende olayın saçma olduğunu düşünüp şu sıkı dost tesellisi kelimeyi söylersiniz "boşver", bu yüzden burada yazılan şeyler bana özel olmayacak biliyorum, ben hepimizin yaşadığı şeyleri kaleme dökmeyi deneyeceğim, eğer siz bana bir şans verirseniz. Peki bu yazıyı okudun bana bir şans verecek misin? Belki? Verirsen ölürsün..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)