27 Eylül 2010 Pazartesi

Gönül Durağı / Bar Filozofu

Birgün telefonum çaldı, arkadaşımın bir yerde beklemesi gerekiyormuş ve tek başına sıkıcıymış, evi en yakın olan benmişim. Peki dedim gelebilirim, beklediğimiz yerin önünde bakım nedeniyle kapatılmış yolun üzerinden geçen durak var. Bu durakta hala insanlar bekliyordu ama otobüs gelmiyordu, merak ettim yüz ifadelerini inceliyorum umutsuzluk ve komedi arasında dönüp dolaşıyorlar, birden aklıma geldi bende onlardan farklı değilim bir durak önünde günler, aylar hatta yıllardır bekliyorum. Acaba benimde suratım öyle komik gözüküyor muydu? Sonra buna dayanamadım o insanlara durağın kapalı olduğunu, arabaların bir aşağıdaki duraktan geçtiğini söyledim. Hepsinden karşılığında güleryüz ve iyi dilek aldım. Bu benim çok hoşuma gitmişti, bu işi günün boş kaldığım anlarında sürekli tekrarlıyordum oranın yerel kahramanı gibi bişey olmuştum ben. Ama hala benim beklediğim duraktaki ayak ağrıları konuyu dağıtıyordu hemen, mutluluğu dağıtıyordu! Öyle bir duraktı ki benim beklediğim; yol çok işlekti, baya geçeni.. geleni gideni vardı fakat benim ihtiyacım olan hiç gelmedi. Günler, aylar oldu yok.. bir gün dayanamadım yetkilileri aradım bana şunu dedile; "Senin beklediğin oralardan geçmez,istersen aktarmalı dene.." o an şaşırdım ve anladım. Anlamıştım beklediğim yerin gönül durağı olduğunu, beklediğimin senin gibi yollardan aciz bir kalpsiz olduğunu, anlamıştım işte şaşırıyordum ya bacak ağrısı neden bu kadar mutsuz ediyor insanı diye onun kalp ağrısı olduğunu! ve anlamıştım bu dünyada durakta boş yere bekleyen insanları uyarmayı kendine kutsal görev edinen tek sorunlunun ben olduğumu!

2 yorum: