Resmine dalmışım, saat geçmiş neredeyse. Konuştum onunla biraz, güzel konuştuğumu fark ettim. Kaleme dökeyim dedim, bilirsin bu korkak, içine sığındığı gurur diye adlandırdığı duvarlardan öteye gidemez. Bu yüzden kendi kendine yazar, çizer, siler. Peki bu niye mi farklı bu çok farklı be güzelim. Ben birşey gördüm resmine bakarken, sen çok güzel gülüyorsun be. Bir yazı okurdum, takas yapalım sen gülüşünden ver ben ömrümden buna gülerdim ben. Ne olacak güldürmek basit iş, bunun için candan mı verilirmiş. Bu gülüşteki farkı görünce al ömrümü al be. Bu saatte nettesin, netteyim ben senden bi ihtimal mesaj bekliyorum atmayacaksın herhalde ne zaman attın ki. Zaman geçsin diye açtım resmini bir kaç güzel söz ve bir kaç damla döküldü benden. Ve anıların zihinden şerit halinde geçmesi var tabi, tartışıp evlere dönecekken birden boynuma sarıldığın gün.. sanırım o gündü beni aşık eden. Biliyorum yerli yersiz her sorunda ayrılalım diyen bir ahmaktım ben belkide tek sorunlu ben değildim. Sonuç bu oldu pişman değilim ama üzüldüm neye üzüldüm onuda bilmiyorum. Sadece gülüşün acıtıyor, ağlatıyor, can yakıyor. He peki sen gülmeyecek misin? Tabi ki güleceksin hatta öyle bir güleceksin ki dillere düşeceksin. Birgün öyle bir gün gelecek ki, ben bana katlanabilen 3-5 dostla kaldığımda gururla kasıla kasıla "bak işte ben bunu sevdim!" diyeceğim. He peki sen gülmeyecek misin? güleceksin tabi ki, bunada güleceksin anca gül amık.
Saat: 05.51
Tarih: 30 Ekim 2010
Filo öfkeli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder